Hayat insana karşı hep acımasız olmuştur. Ne zaman hayatın bir ucundan tuttum artık, ayağa kalkabilirim dediğin anda vurur darbeyi ve sen daha ayağa kalkmadan daha sert bir şekilde yerde bulursun kendini. Mesele düşmek veya kalkmak değil aslında, asıl mesele hayattan neler öğrendiğinde. Hayata karşı dimdik durabilmeyi, ayağını sağlam yere basmayı, yerlere düşüre düşüre öğretir hayat. Düşmekten korkma! Gerekirse yara bere içinde kalsın vücudun, yaralar geçecek zamanla ilk günkü gibi acısı kalmayacak ve acısını hissetmeyeceksin zamanla. Gözüne takılacak bazen yara izleri anımsayıp düştüğün günleri kalmayı başarıp dimdik durabildiğin için hayatın karşısında gurur duyacaksın kendinle, hayatın seni her düşürüşünde seni sen yaptığını anlayacaksın dönüp baktığında geçmişe.
Unutma! Düşmeseydin, yaralanmasaydı bedenin dik durmayı öğrenemeyecektin hayatın karşısında ve bekli de sen, sen olamayacaktın hayatın akışında. Ha bir daha da düşmem demeyeceksin, düşmek hayat yolunun gereğidir. Düşeceksin ki sıfırı göreceksin, sıfırı görüp tekrar tekrar deneyeceksin. Sıfırı görmek kötü değildir sakın yanılma, sıfırı görmek yeniden başlamaktır aslında ve her yeni başlangıç, yeni mucizelere gebedir insanın hayatında. Unutma! Hayatı değiştiremezsin, kendini değiştirip kendini geliştirirsin hayatta. Rüzgarda savrulan yaprakta olmak senin elinde, sımsıkı kök salmış ağaç gibi dimdik durmakta. Unutma! Kuruyan yaprak savrulup kaybolur da her yeni baharda yeşerir ağacın her bir dalında yaprak. Hayat her zaman acımasız davranamaz sana gün gelir kaybettirdiğinden daha iyisini verir, yanıp yakınmanı değil de umut edip beklemeni ister senden hayat. Hayat işte bu ayn-ı hayat yani hayatın ta kendisi. Umut edip bekle, karartma yüreğini. Gelecek olan gelir elbet, gidecek olanın daha iyisi doldurur yerini. Unutma! Düştüm, kaybettim artık dediğin yerde başlar hayat.

Dur! Düşün, dinle ve sigarandan derin bir nefes al. Dön bak geçmişine, ne kadar ders çıkardın hayal kırıklıklarından? Kırılmış, göğüs kafesine batan kalp kırıklıklarını düşün. Gözünün önünden geçir film şeridi gibi hayatını çünkü hayat bir film kadar kısa, hazırlanıp izleyici önüne sunulması kadar uzun. Güzel şeyleri yahut kötü şeyleri yaşamak emek ister, kendini bulup kaybetmek gibi. Dön bak şimdi geçmişine, bugünkü aklım olsa aynı hataları yapmam diyeceksin, diyeceksin ve yanılacaksın. Bugünkü aklın olsa da aynı şeyleri yapıp aynı hayal kırıklıklarını yaşayacaksın. Aklınla, kalbine karşı savaşa girip yine mağlup çıkacaksın. Bir kere daha yenileceksin kalbine, yenilmek değil mesele, bin kere daha yenil gerekirse ama öncekinden daha iyi yenil her seferinde. Unutma Gazi Osman Paşa savaşı kazandığı için değil savaşı çok iyi kaybettiği için yazıldı tarihe. Hayat bu, hayat yenilmek. Hiçbir zaman istediğini altın tepside sunmayacak, hayata karşı savaşıp kaybedeceksin ya da kaybettiğini zannedeceksin. Hiçbir zaman bilmeyeceksin kaybederken öğrendiğin şeylerin değerini, anlamayacaksın hayatın seni yenerken sana kattığı değeri. Üstüne koya koya ilerleyip aşacaksın hayat yolunda karşına çıkan engelleri. Hayat yolunda aştığın her engel güç katacak sana ve seni sen yapacak üstesinden geldiğin her engel. Hayat bu hep bir meydan muharebesi, kaybetmekten korkma kaybettiğini sanan da kazanıyor bu savaşta. Unutma nereden yıkılacağını düşündüğün anda hiç düşünmediğin yerden kapaklanıp kalacaksın hayatta. Şimdi kaldır kafanı al sigarandan derin bir nefes daha. Hayat bu ayn-ı hayat yani hayatın kendisi. Yarını düşünüp bugünü heba etme, bugünü heba edip yarını mahvetme, unutma ne diyor bir çizgi filmde “Dün tarih oldu. Yarın ise bir bilmece ama bugün sana hediyedir, bunun kıymetini bilmek gerekir…”

Hayat,
Her gün doğumunda,
Yeni başlangıçlara gebedir.
Her yeni başlangıç,
Yeni bir hayatın habercisidir.
Hayat,
Bu işte,
Ayn-ı hayat.
Hayatın ta kendisi…

Bahadır Uygur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Bahadır Uygur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

İki gün önce, Spotify kullanmaya başladığım 6 Temmuz 2017 tarihinden bu yana en çok hangi şarkıyı dinlediğime baktım. Çıkan sonuç sürpriz değildi. Losing My Religion… 1990 yılının Eylül ve Ekim ayları arasında kaydedilen ve 1991 yılında yayınlanan Losing My Religion, R.E.M grubunun Out of Time albümünün ilk teklisidir. Albümü başarıya ulaştırmış ve grup için önemli […]
“Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının İzlanda’nın nüfusundan daha fazla olduğunu biliyor musunuz bayım?” Sesim biraz yüksek çıkmıştı, oysa artık mikrofona konuşmuyordum. Hatta amacımdan uzaklaşmış olacağım ki kalabalıkta da gezinmiyordu gözlerim, yalnız biriyle temas halindelerdi. “İndirin şu şarlatanı kürsüden! Ha bire böyle kendini bilmişler çıkıyor, karnınız doymuyor mu, aç mısınız bu ülkede ulan kardeşim ya!” Ne dediğini […]
2020 yılında pandeminin dünyayı sarmasıyla beraber hayatımızdaki pek çok alanda çok farklı bir döneme girdik. Gerek iş hayatımızda, bazılarımızın okul hayatında, bazılarımızın psikolojik yapısında ciddi değişikler meydana geldi. Kısacası hayatımız belirli konularda bir şekilde bu pandemiden etkilendi. Pandemi her şeyi etkilediği gibi ülke ekonomilerini ve finansal piyasaları da şüphesiz ki etkiledi. Bundan daha önceki yazılarımda […]
Cinsiyet Farkının Zekâ Üzerindeki Etkisi Zekâ her dönemde insanların dikkatini çekmiş ve üzerinde sürekli düşünülmüş bir kavramdır. Geçmişte ve günümüzde farklı yaklaşımlarla zekânın birçok tanımı yapılmıştır ve literatürde çok sayıda farklı tanımı bulunmaktadır. Kimi uzmanlar zekâyı algılama, muhakeme, yargılama, planlama, problem çözme, soyut düşünme, dil becerileri ve öğrenme kavramlarını kullanarak tanımlamaktadır. En genel tanımıyla zekâ, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.