fbpx

Daha önce gördüğüm hiçbir şeye benzemiyordu. Bu saflık, bu güzellik, bu samimilik… Bir insanın görebileceği en güzel şeyleri ben tek bir seferde görmeyi başarmıştım. Sanki tanrı ”Doğanın en güzel şeylerini tek bir eserime toplayım da insanlar neler yapabileceğimi görsün.” diyordu. Öyle bir sanat eseriydi o. Belki de tanrının en güzel eseriydi bu. İlk gördüğüm andan beri düşündüğüm tek bir şey vardı: Nasıl başarabilirdim, kendimi böyle bir varlığa nasıl kabul ettirebilirdim? Bu benim için bir savaştı ve ben bu savaşı kazanmaya son derece kararlıydım.
Uzun süreli birtakım planlar yaptıktan sonra savaşıma başlamalıydım, kendisi hakkında bilgiler toplamak için sosyal medyayı kullandım. İstihbarat servislerinin artık ajanlar kullanmasına gerek kaldığını düşünmüyorum ne de olsa sosyal medya, ajanların başarabileceğinin kat kat fazlasını başarabiliyor artık. Her neyse konuya dönecek olursak sosyal medyadan hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalıştım, dinlediği müzikler, izlediği filmler, hangi takımı desteklediği, kısacası onun sevebileceği her şeyi aramaya başladım. Hikâyesine girdiğimde bir rap parçasına rastladım, daha önce hiç rap dinlememiştim fakat öğrenmek zorundaydım ve kulaklığımı takıp sıradan başladım, en ünlü parçaların hepsini tek tek dinliyordum, dürüst olmak gerekirse çok da hoşuma giden bir müzik tarzı değildi fakat onun için değerdi, ona her şey değerdi.
Filmlere baktığımda ise bir dizi süper kahraman paylaşımı gördüm. Bu da pek sevdiğim bir tür değildi, ben daha çok klasik filmlerden hoşlanan bir insandım. Ne mi yaptım? Savaşa devam ettim ve hepsini tek tek izledim, en ince detayına kadar hepsini hafızama kaydettim ve yoluma devam ettim.
Hakkında bulabildiğim her türlü bilgiyi tek tek edindim, dersimi iyi çalışmak zorundaydım. Hangi tarihte doğdu, nerede yaşıyor, sosyoekonomik durumu nedir, hepsini tek tek araştırdım ve sonunda bir insan portresi ortaya koymayı başardım. Şimdi sırada sadece ondan öğrenebileceğim şeylere gelmişti: Onun huyları, konuşma tarzı, dünyaya karşı olan yaklaşımı. Eminim ki böyle bir varlığın içi de dışı gibi muhteşemdir.
Bir şekilde onunla diyalog kurmam gerekiyordu fakat bunu yapmak gerçekten işin en zor kısımlarından birisi. Eğer bunu yapmazsam yaptığım diğer her şey boşa gidecekti. Onunla diyalog kurmanın bir yolunu bulmalıydım fakat daha öncesinde yapmam gereken son bir şey daha kalmıştı, yakın bir arkadaşına ulaşmalı ve onun yakın bir arkadaşı olmalıydım.
Hesabında biraz dolaştıktan sonra sürekli fotoğraflarında olan bir arkadaşı olduğunu tespit ettim. Muhtemelen bu şanslı bir atış olurdu ve sosyal medya hesabını bularak onunla konuşmaya başladım. Hedefim hakkında ne öğrenirsem benim için son derece kârlıydı ve bu arkadaş sayesinde bir diyalog da kurma şansım vardı. Bahtım açıktı ki arkadaşıyla iyi anlaşıyordum ve kısa sürede yakınlaşmıştım. Hedefim hakkında sorular sormaya başladığımda başta biraz garipsese de sonradan buna alıştı ve normal karşılamaya başladı. İşler tam da istediğim gibi ilerliyordu, bir de sevginin karmaşık olduğunu söylerler, nesi karmaşık yahu?
Arkadaşından beni hedefimle tanıştırmasını rica ettim ve o da bunu kabul etti hatta bundan memnuniyet bile duyacağından adım kadar emindim. Onunla sürekli benim dedikodumu yapmaya başladı, beni artık tanıyordu ve varlığımdan haberdardı. Dedikodular sayesinde artık avıma son derece yakındım ve hamle yapma sırası artık bendeydi. Hedef apaçık önümde duruyordu ve elim tetikte bekliyordum.
Sonunda hamlemi yaptım ve sosyal medya üzerinden bizzat kendim onunla konuşmaya başladım. Daha önceden bütün hazırlıklarımı yaptığım için her şey tıkırında ilerliyordu, sohbet asla tıkanmıyordu, âdeta su gibi akıyordu ve bundan inanılmaz bir haz duyuyordum. Karşımdakinin de durumdan memnun olduğu oldukça rahat bir şekilde anlaşılıyordu. Artık tüfeğin tam öbür ucunda duruyordu, tetiği çektiğim an ya avımı yakalayacaktım ya da ıskalayıp kaçmasına sebep olacaktım. Hangisinin olacağını zaman bize gösterecekti. Ben sadece konuşmaya ve onu tanımaya devam ettim.
Aylarca sohbet ettik ve inanılmaz şekilde kaynaştık fakat tetik elimde hâlâ bekliyordum. Atışımı yapmaktan çok uzaktaydım çünkü anlayamıyordum, ıskalar mıyım yoksa avlar mıyım gerçekten bilmiyordum. Karşımda resmen çözülmesi imkânsız bir bulmaca vardı. Bu av zorlu bir avdı fakat ben bu savaşı kazanmaya kararlıydım.
En sonunda daha fazla dayanamadım ve tetiğe bastım. Avımı tam on ikiden vurmuştum ve onu öldürmüştüm. Öldürmüştüm diyorum çünkü böyle bir av asla var olmamıştı. Böyle bir insan asla var olmamıştı. Hepsinin benim kafamda yarattığım bir insan olduğunu onunla beraber olduğum daha ilk günde anlamıştım. Ben bu savaşı kazanarak kaybetmiştim.

Bu kısa hikâye platonik aşk yaşayan dostlarıma gelsin. Unutmayın o sizin aklınızda öyle, onunla olduğunuzda ne olacağını asla bilemezsiniz. Belki de yarattığınız insan, yarattığınız gibi kalmalı çünkü yok olursa onu bir daha sevemezsiniz…

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.