fbpx

İlham… Her kalem tutan kişinin bilinçli ya da bilinçsiz, sancılı ya da tüy döşekte beklediği; muştuya gebe olan kurgu kıvılcımı. Kanıyla gülünü boyayan bülbül misali; sözcüklerimiz bizi tüketse de cümlelerimiz ünlem tutsa da mızrak niyetine, yazar kişinin beklediği en saf şeydir ilham. Satırlarında kendini görmeye muhtaç kişi için en hoş histir, yokluğu da en ızdıraplı süreç.

Yazarın alıştığı türde takılıp devam edememesi farklı şekillerde yorumlanabilir. Mesela içerik tükenmiş olabilir; devşireceği birkaç mekan, hasat edeceği birkaç olay işini görecektir. Belki görme yetisi körelmiştir, birkaç kitabın satırlarında yaldızlı bir kurgu bulabilir. Peki tüm çabaları boşa, tüm gayretleri faydasızsa, farklı bir tür denemesine ne mani olabilir?

O zaman buyurun, ister aforizma deyin ister başka bir şey, bendenizin kaleminden böylesi bir tür deneyiş çabası, kendi tabirimle: Anlıklarım…

-Ağlayan çocukları, geçmişe küfreden ayyaşları ve yüzlerinin buruşuk yollarına acıyı gömmüş yaşlıları gördüğüm zaman anladım ki hayatta önü açılmamış, şansı denenmemiş ve “keşke”lere mahkum edilmiş her fırsat birer işkenceden ibarettir.

-Sevdiğine kavuşamayan insan, bir damla kan kaybeder kalbinden. O bir damlayı araya araya, can çekişe çekişe geçmiş denilen o ezeli girdapta boğulur. Kimisi dayanabilir bu kadere, ne mutlu onlara.
Bundan daha beter olan ise sevdalısından ayrılan kişidir. Kalbi kendisinden sökülüp alınır, mâşuğuna verilir. Hızlı ölümlerin en acılısına maruz kalır ki ölümü, acıyı dindirmeyecektir. Ve ardından şöyle bir mısra çıkar kanlı ellerden: “Anlarsın o vakit, ölüler niçin yaşarmış!”

-İmkansız bir aşkı arzulayanın hali; bir dilencinin kuyumcu dükkanındaki haline yahut uykusuz bir sarhoşun rüya istencine benzer. Bazı şeyleri kırıp geçmesi gerekir, ya içinden ya dışından.

-Son nefesine kadar kendini parça parça tanıyan insan, geçmişinden silmek istediği şeylerin toplamıdır. Geleceğindeki tek farklılık ise geçmişini hatırlayacak olmasıdır.

-Fikretmek; her ne kadar muştuya gebe olabilse de sonu gelmeyen ve miras kalabilen tek çiledir. Bu yönden, bir düşünürün insanlığa yararından çok zararı olabilir.

-Asıl bencillik malı-mevkiyi kendine istemek değil; yazarların paramparça hislerini barındıran eserlerde, şairlerin gözyaşı ve kanla yazdıkları şiirlerde ve sanatçıların acı içinde yardım çığlıkları attığı şarkılarda kendini görmektir. Buna rağmen sunan için de sunulan için de eserleri, şiirleri ve şarkıları güzel kılan, bu bencillik değil midir?

-Temelinde her şey ihtiyaçtan doğar, ihtiyaçtan dolayı sürer gider. Öyle tayin olunmuştur. Acıkmasak yemek yer, bir yerde kabul görsek hicret eder ya da gerçekten konuşabileceğimiz birileri olsa yazar mıydık hiç?

Anlıklar 2’yi okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Abonelik
Bildir
guest
8 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]