fbpx

‘‘Akrabalık da bitti komşuluğun bittiği gibi. İnsanlar artık kendi ofisleri dışındaki mesai arkadaşlarını tanımıyor. Öğrenciler sadece sınıfındaki öğrencilerle muhabbet kuruyor. Önceden böyle olmadığı söylenir. Ne değiştirdi bizleri böyle? Kimisi buna gelişen teknoloji der, kimisi temelden verilmeyen eğitim. Eskiye dönmeli miyiz? Yoksa bu düzende devam mı etmeli yaşamlarımız. Eskiye dönmeliysek hangi yöntemlerle bunu yapmalıyız? Kimsenin bizden…’’

Kapı çaldı ve eserimi orada yarım bırakmam gerekti. Kapıyı açtığımda aynı kuryeyi gördüm karşımda. Elinde, üzerinde kâğıtlar olan bir paket vardı. Son üç haftadır belirli aralıklarla kapıma gelen kuryeydi bu. Israrla aynı kargoyu getiriyordu.

“Fırat Bey?” dedi karşımda duran kişi. Buyurun benim, diye karşılık verdim sanki karşımdaki bilmiyormuş gibi. Dönütümün arkasından “Fırat Uygur değil mi?” diye bir sordu. Uygun, diye düzelttim. Yalnız buraya Uygur olarak yazılmış, diye ekledi. Beyefendi benim konuyla ilgili bilgim yok. İsterseniz göndericiye ulaşıp doğrulayın. Hem gönderen kişiyi de bilmiyorum. Bu cevabım üzerine iyi günler dileyip merdivenlere yöneldi. Kapıyı kapattım ve kısa bir süre sonra kapı zilim duyuldu. Kapıyı açtım ve yine aynı kuryeyi gördüm. Fırat Bey, kapı numaranız dahi uyuşuyor, bakın Nisan Apartmanı daire altı yazıyor. Bu teslimatı gerçekleştirmem lazım. Bir dakika, daire altı mı? Benim kapı numaram dokuz. Nasıl olur da bu kurye altı der, diye düşünürken kafamı kapı numarasına döndürdüm. Dokuz sayısının ters döndüğünü ve altı olarak okunduğunu gördüm. Hemen geçici bir şekilde düzeltip altı numaralı daireyi kuryeye gösterdim. Kurye şaşkınlık içerisinde iyi günler diledi ve bu uzun maraton burada bitti. İyi de nasıl olurdu bu olay? Altı numarada Fırat Uygur isimli birisi mi vardı? Gönderenin kastettiği kişiyle neredeyse aynı isimdeki kişi, kastedilen kişiyle aynı apartmanda mı yaşıyordu? Hepsinden ilginci benim kapı numaram olan altı bu zamanı mı buldu ters dönecek? Yaklaşık yarım saat sonra dayı oğlum aradı. Ağız yoklarcasına memnuniyetimi sormak istiyordu. Anlam veremedim ama geçiştirmek adına onay cümleleri kullandım.

Komşuluk gerçekten de bitmiş anlaşılan. Kendi komşumun adını dahi bilmiyordum. Adamla adaşmışım da haberim yokmuş.

Ertesi gün gerçek altı numaranın zilini çaldım. Başımdan geçen bu üç haftalık süreci anlattım. O da üç haftadır kargosunu bekliyormuş. Şirketi aradığı her seferde kuryenin kapıdan geri çevrildiği bilgisiyle karşılaşıyormuş. Tüm bunların yanında ürünün beklediği kargo olmadığını da söyledi. Nasıl olur, dedim. Gönderenin adı yazıyor muydu teslimatta? Evet dedi, Serhat Arslan. İyi de bu benim dayı oğlum, diye düşündüm. Demek dünkü halleri bu kargo sebebiyleydi. Hemen aradım ve kargonun asıl sahibinin ben olduğumu Fırat Uygur’a söylemesini istedim. Özür ve mahcubiyetle evime döndüm.

Serhat’ı tekrar aradım ve ismimi nasıl yanlış yazdığını sordum. Solak olan Serhat uzun bir süredir sağ eliyle yazma alıştırması yapıyormuş. Sağ eliyle dişini fırçalıyor, sağ eliyle kullanıyormuş malzemelerini. İsmimi de sağ elle yazmak istemiş hâliyle. Başımıza neler açtın Serhat. Burada yapılacak iş mi bu? diyerek kapattım telefonu.

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]