fbpx

Dünyaya yeni gelen bir bebekle yıllardır yeryüzündeki varlığını sürdüren bir insanın aynı duyu hassasiyetine sahip olmasını bekleyemeyiz. Keşfetmesi gereken milyonlarca şeyi olan yeni doğanın bu konudaki yeteneği, diğerleri için bir haksızlık olarak değerlendirilemez elbette.

Genelde insanların çocukluk çağındayken yaşadıkları olaylara karşı verdikleri tepkiler ile benzer olaylar için yetişkinlik döneminde verdikleri tepkiler birbirinden çok farklıdır. Bunun sebebinin olgunlaşma olduğu söylenebilir ve bu durum özellikle kişinin kendisi için iyi bir şey olarak nitelendirilir. Olgunluk gerçek manada nedir? Eğer genel tepkisizlik hâliyse bu durum nasıl iyi bir şey olabilir ki?

İnsanın dünyada geçirdiği bu kısa süre içerisinde hissettiği ve yaşadığı durumlar bu kadar kısıtlıyken neden daha az hissetmek, olayları daha az önemsemek güzel bir şey olsun ki? Bu, kendi hayatına da yaşadıklarına da saygısızlık olmaz mı?

Evet, yetişkinlikte yaşanan bazı olaylara verdiğimiz tepkiler çocukluğumuzdaki gibi olsaydı duygusal olarak biraz fazla yıpratıcı olabilirdi. Ancak yaşanan mutluluklar da katbekat artmaz ve süresi çok daha uzun sürmez miydi? Bu yüzden durum böyle olsaydı, bu bir kayıp olarak nitelendirilemezdi.

Yaşadığımız bazı üzücü tecrübeler sonucunda daha az olumsuz etkilenmek isteriz ve bunun çözümünü genel bir umursamazlık hâlinde buluruz. Bunun faydalı olduğunu düşünürüz ta ki mutluluklarımızdan çaldığımızı fark edene kadar…

Hiçbir şey hissetmemek mi, yoksa her şeyi olabilecek en yoğun şekilde yaşamak mı makul olan? Aslında genel bir doğru varmış gibi davranmak mantıklı bir yaklaşım olmayabilir. Her insanın hayattan beklentisi farklı olduğundan; riske girmeden, rutinden çıkmadan, mental durumunu dengede tuttuğu bir hayat da insanı hayli mutlu edebilir. Çünkü bu durumdan aldığı zevk onun için yeterlidir ve bu yüzden diğer mutluluklarından kaybettiği heyecan da gözüne batmaz.

Bir başkası ise her durumda kendisini baskılamak zorunda kalarak denge hâlini sağlıyorsa biz buna gerçek mutluluk budur diyebilir miyiz? Bu insan kendisi olamıyor, başkalarına benzemeye çalışıyor, kısacık hayatını ona iyi gelmeyen ama doğru olduğunu sandığı şeyler için çaba göstererek yaşıyor. Evet, hedeflediği gibi terazinin tam ortasında nefes alıp veriyor ama ya hayatı boyunca savaştığı şey onun doğrusu değilse…

Aylin içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Aylin içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]