fbpx

“Aslında Cemal Süreya özetlemiş biraz biraz;
Günlerce konuşmaz, yazmaz, sormaz sonra
Gelir bir merhaba der yine o kazanır.”

Sen Albatros,
Sen en güzel şiirlerin kuramadığı kafiyesin. En azından bana öyle geliyor. Ben seni tanıdığım süreçte senin varlığından güç aldım hep. Sen hayatımdayken ben de hayattaydım. Darıldığımızda, ayrı düştüğümüzde o günleri hiç yaşamış saymadım. Saymam. Sayamam. O günleri nasıl anlatsam. Aslında o günlerden kalma bir yazım var o yardımcı olabilir:

”Geçecek dedim… Kendi kendime
Bu nefes alırken göğsüne batan iğneler
Yutkunurken boğazına düğümlenen lokmalar.
Bu dünyanın kıyısına gelip de aşağıya düşecekmişsin hissi
Hepsi geçecek.
Minicik bir sızı kalacak yüreğimde, o kadar.”

Sen hep yanımda ol Albatros.
Çünkü hayat, birinin tüm kalbiyle senin yanında olduğunu bildiğinde
Güzelleşiyor.

İnsanların manzarası vardır Albatros. Mesela sen, bir akşamüzeri deniz kenarısın. Huzur veriyorsun etrafına.

İnsan dertlerini unutuyor rahata eriyor adeta. Mesela bazı insanlar vardır ya, varlığıyla geceyi aydınlatır. Bak işte, sen o insanlardan birisin. Sen gök mavi, bense kara. Gelip aydınlatıveriyorsun kapkara hayatımı. Bunları düşünürken bütün gece balkonda sokağı ve sessizliği dinledim elimde bir bardak demli çay ve gökyüzünde yıldızlar. Ne fark ettim biliyor musun? Albatros sakın kıskanma gökte asılı kalmış bulutları onlar gelip geçici. Sen gözlerinde taşıyorsun gökyüzünü. Gözlerinin rengi yıldızlardan… Bazen seni o kadar çok düşünüyorum ki bunu nasıl fark etmiyorsun anlayamıyorum.

Ah! Parfümünün kokusu geldi burnuma
Ellerimde belli belirsiz bir karıncalanma.
Kahve yalnız içilir,
Çay biraz kalabalık isteyebilir.
Sezen gece dinlenir,
Sen… Sen her zaman sevilirsin Albatros.
Dünya yansa; her şey, herkes karşıma geçse eksilmezsin bende
Mesela ”Gülüşünden ver, ömrümden al.” diyemem sana Albatros,
Ömrüm değerlidir benim, senin bile ellemene izin veremem.
Alırsan ömrümden
Eksilirsin…
İncinirim…
Benim güzel Albatrosum…
Ne güzelsin sen öyle. Papatyalar açmaya utanır senin yanında. Sen hep gül olur mu? Sen gülünce her yer çiçek doluyor. Her yer huzur doluyor. Her yer sen doluyor. En çok da kalbim…
İyi ki varsın Albatros’um.

Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.