Söylemek istediğim o kadar şey var ki. Anlatmak istediğim o kadar şey var ki…

Mesela Albatros senin göğsüne yaslandığım orada bir cennetin varlığını hissediyorum. Oraya uzanıyorum. Bilmezsin sen.

Söyleyemediğim de bir o kadar şey var.

Mesela bir beste olduğunu hiç söylemedim.

Varoş sokaklarda ezan niyetine,

Seve seve

Hangi türküden çaldıysam sözlerini,

Dilimden düşmüyor.

Lakin ne zormuş saçlarını mırıldanmak,

Akşam çökünce şiir olmuşsun

Huy etmişim seni

Bilmezsin sen.

Ki ben,

Ne vakit kaleme sarılsam seni sayıklardı bütün kelimeler.

Bir türlü bitmezdin

Ne vakit ardından nokta koymaya kalksam

Elim titrer kaydırırdım.

Bu yüzden noktalarım hep virgül olurdu.

Bu yüzden bitmezdin belki de.

Bir gün soran olursa ”Ne kadar seviyorsun?” diye

Diyeceğim ki ”Nar kadar.” Tabii anlamayacaklar, soracaklar, anlatacağım.

Diyeceğim ki ”Dışımdan bir ben görünürüm, içimden binlerce o dökülür.”

Tuhaf sayacaklar, umursamayacağım.

Soracaklar tekrardan ”Neden?”

Dönüp sadece diyeceğim ki…

“Siz hiç gülüşünü gördünüz mü?”

Yine anlamayacaklar ”Nasıl yani?” diyecekler

O zaman diyeceğim ki

“Bir gülüşü var ki tüm yaraları iyileştiriyor, tüm dertleri unutturuyor.”

“Öyle bir gülüyor ki…” diyeceğim devamı gelmeyecek. Tüm kelimeler kifayetsiz kalacak.

Abarttığımı düşünecekler. Umursamayacağım.

“Tenin almış beyazlığını aydan
Saçlarının rengi geceden
Bundan geceye sevdam

Sen örterken benimle kalbini
Al aklım gibi hissimi
Al çünkü özlüyorum.”

Seni anlatırken Albatros, kaç boynu bükük kelimeyi birbiriyle tanıştırdım aynı cümlenin içinde. Saymadım. Yüreğime gelenleri söyledim, yüreğimden gidenleri sustum. Yokluğunda kaç kelime yetim kaldı. Bana her küstüğünde kaç kelime hasret kaldı birbirine bir bilsen. İşte öyle zamanlar için demiş ki şair… “Hangi imla kitabına baksam benden ayrı yazılıyorsun.”

Aslında öyle hayırlı bir iştir ki seni sevmek!

Çok kişinin karnını doyurabilir, duasını alabiliriz.

Sana yazarım, kâğıtçı kazanır. Sana yakarım, tütüncü kazanır. Sana içerim, meyhaneci kazanır. Sana zırlarım, mendil satan çocuk kazanır. Mesela bir köşe başında sızarım, taksici kazanır. Şarkılar dinlerim, Yıldız kazanır, Sezen kazanır. Belki bir gün aklımı kaybederim ve bir doktora bile kazandırabilirim üç beş kuruş. Çok hayırlı bir iştir seni sevmek.

Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

-Şahsiyet dizisine dair spoiler mevcuttur. Tetikleyici unsurlar içermektedir.- 2018 yılına damgasını vuran ”Şahsiyet” dizisini birçoğumuz izledik. Başlarda ne olduğunu anlayamadık hiçbirimiz, sadece birkaç tahminimiz oldu. 11 bölüm boyunca hiçbir şeyden emin olamadık ancak 12. bölümünde izlediklerimiz her birimizi paramparça etti. Dizinin finalinde, 11 bölüm boyunca Agâh Beyoğlu’nun ne için onca cinayeti işlediğini tüm çıplaklığıyla izledik. […]
Dostoyevski’nin Prusya Savaşları’nda yaşadıklarını eserlerine nasıl aktardığı, Danzig cephesinde şahit olduğu dramı, Kresy cephesinde tanıştığı ilk aşkını romanlarında hangi karakterlerle betimlediği üzerine olan makalemi yetiştirmeye çalışırken arkadaşımdan gelen bir telefon akademik gündemimin alt üst olmasına yol açtı. Eski uygarlıkların dilleri üzerine uzman olan arkadaşım son iki senesini Latince üzerine bir lügat hazırlamakla geçirmekte fakat lügat […]
Elif İnci TUTKUN ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Latif BEYRELİ Kimdir? Latif Beyreli, Yükseköğrenimini, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü mezunu olarak 1986 yılında tamamladı. Yüksek lisans eğitimini 1988 yılında, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ana Bilim Dalında “Lehcetü’l-Lügat” adlı teziyle; doktora eğitimini 1994 yılında, MÜ Türkiyat Araştırmaları […]
Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.