fbpx

Söylemek istediğim o kadar şey var ki. Anlatmak istediğim o kadar şey var ki…

Mesela Albatros senin göğsüne yaslandığım orada bir cennetin varlığını hissediyorum. Oraya uzanıyorum. Bilmezsin sen.

Söyleyemediğim de bir o kadar şey var.

Mesela bir beste olduğunu hiç söylemedim.

Varoş sokaklarda ezan niyetine,

Seve seve

Hangi türküden çaldıysam sözlerini,

Dilimden düşmüyor.

Lakin ne zormuş saçlarını mırıldanmak,

Akşam çökünce şiir olmuşsun

Huy etmişim seni

Bilmezsin sen.

Ki ben,

Ne vakit kaleme sarılsam seni sayıklardı bütün kelimeler.

Bir türlü bitmezdin

Ne vakit ardından nokta koymaya kalksam

Elim titrer kaydırırdım.

Bu yüzden noktalarım hep virgül olurdu.

Bu yüzden bitmezdin belki de.

Bir gün soran olursa ”Ne kadar seviyorsun?” diye

Diyeceğim ki ”Nar kadar.” Tabii anlamayacaklar, soracaklar, anlatacağım.

Diyeceğim ki ”Dışımdan bir ben görünürüm, içimden binlerce o dökülür.”

Tuhaf sayacaklar, umursamayacağım.

Soracaklar tekrardan ”Neden?”

Dönüp sadece diyeceğim ki…

“Siz hiç gülüşünü gördünüz mü?”

Yine anlamayacaklar ”Nasıl yani?” diyecekler

O zaman diyeceğim ki

“Bir gülüşü var ki tüm yaraları iyileştiriyor, tüm dertleri unutturuyor.”

“Öyle bir gülüyor ki…” diyeceğim devamı gelmeyecek. Tüm kelimeler kifayetsiz kalacak.

Abarttığımı düşünecekler. Umursamayacağım.

“Tenin almış beyazlığını aydan
Saçlarının rengi geceden
Bundan geceye sevdam

Sen örterken benimle kalbini
Al aklım gibi hissimi
Al çünkü özlüyorum.”

Seni anlatırken Albatros, kaç boynu bükük kelimeyi birbiriyle tanıştırdım aynı cümlenin içinde. Saymadım. Yüreğime gelenleri söyledim, yüreğimden gidenleri sustum. Yokluğunda kaç kelime yetim kaldı. Bana her küstüğünde kaç kelime hasret kaldı birbirine bir bilsen. İşte öyle zamanlar için demiş ki şair… “Hangi imla kitabına baksam benden ayrı yazılıyorsun.”

Aslında öyle hayırlı bir iştir ki seni sevmek!

Çok kişinin karnını doyurabilir, duasını alabiliriz.

Sana yazarım, kâğıtçı kazanır. Sana yakarım, tütüncü kazanır. Sana içerim, meyhaneci kazanır. Sana zırlarım, mendil satan çocuk kazanır. Mesela bir köşe başında sızarım, taksici kazanır. Şarkılar dinlerim, Yıldız kazanır, Sezen kazanır. Belki bir gün aklımı kaybederim ve bir doktora bile kazandırabilirim üç beş kuruş. Çok hayırlı bir iştir seni sevmek.

Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.