fbpx

MEKTUP 3

“Ah sen ne güzel, ne güzel gülüyorsun

Karşında duramaz, inan hiç kimse

Bakışlarında sen, herkesi görüyorsun.”

-Karsu

Kısıtlanmak, kısıtlanmaya izin vermek. Neden birinin bizi kısıtlamasına izin veririz ki? Tekrardan bir yıkık olduğumuzu hatırlatmak istemem ama bu da yıkıklığımızdan kaynaklanıyor. İzin veriyoruz çünkü çok değer veriyoruz. O ”Bunu yapmanı istemiyorum.” dese asla yapmıyoruz. Başkası söylese kıyameti koparırız, bizi kısıtlamasına izin vermeyiz, sonra tepki görürüz ”O dese yapmazsın.” diye. Nasıl anlatacaksın ki nasıl anlatabilirsin ona verdiğin değeri, gözlerinin bile artık sadece onu gördüğünü, dünyanın bir ucunda olsa parfümünün kokusunu alabildiğini, onu herkesten çok umursadığını nasıl anlatabilirsin ki. Her cümlende adı geçer yine tepki yersin ama sen sürekli ondan bahsettiğinin farkında değilsindir. Birkan Nasuhoğlu’nun “Varsa yoksa senle doldu cümlelerim…” dediği durumdasındır. İnsanlarla artık onu konuşamadığın için şiirlere haykırırsın. Mesela ben onu yüzlerce şiire haykırdım. Asla okumayacağı şiirlere haykırdım. Her bir dizesine kalbimden parçalar bıraktım. Her bir kelimesine duygularımı akıttım.Bir faydası oldu mu oldu. O şiirlere her gözüm takıldığında tekrar canlandım. Onun onlarca çizimini yaptım onlara her baktığımda yeniden güç kazandım. Bazen şarkılar dinledim sanki bütün hepsi ona yazılmış gibime geldi.

“Başımda bir bela

Bu aralar ne dinlesem

Ne çalınsa aklıma

Hepsinde mevzu sen

Dillerinden hiç düşmedin

Bu şarkılar seni tanır gibiler

Seni tanır gibiler… Seni tanır gibiler…”

Sonraki mektup için buraya tıklayınız.

Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülşah Atasoy içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.