fbpx

Aile nedir? Şayet ben aşk gibi bu kelimenin de herkes tarafından farklı şekilde yorumlanacağını düşünüyorum. Benim için aile; her şey demektir. Asla bırakmayacağını bildiğiniz bireylerle oluşturulan bir ortam, yalnızca ölümün ayıracağına inandığınız bir bağlılık… Evinizin kapısını akşam olup kapatınca; dışarıda kalanlar artık önemsizdir. O kapının ardında ne olduğu, ne olacağı artık yalnızca iki düşünüp unutulacak problemler silsilesidir. Ve bilhassa akşam olduğunda, çay demlenirken edilen muhabbetlere kimler katılıyorsa onlar sizi hayatınız boyunca bırakmayacaktır. İnsan her zaman şanslı olamıyor, aile en büyük şanstır…

Herkesin kafası ayrı düşünür, bir aile ortamında bile… Biri belki çayını yudumlarken bir arkadaşıyla yaşadığı sıkıntıyı düşünüp kahırlanır. Biri ailesine sürpriz yapacaktır, bunun mutluluğu sarmıştır içini. Biri belki bir hastalığı olduğunu söyleyecektir birazdan, korkuyordur; üzülüyordur… Neticede böylesine güçlü bağ ile sarılmış aile ortamında dahi herkes ayrı düşünür. Çünkü böyledir işte, günün sonunda; yatağa girdiğinizde yalnız düşünceleriniz ve siz kalırsınız geriye… Olması gereken de bu mudur? Yani demek istediğim, bazen kendi özel hayatlarımızda bir takım şeyler yaşıyoruz. Bunu aileye yansıtmak ne denli doğrudur?

Eğer ailenin çocuk bireylerinden iseniz olması gereken bu değil, aileyle her zaman her şey paylaşılabilir. Paylaşılabilir ama paylaşılmaz. Bazen ailenin yapısı, bazen karşı çıktıkları veyahut onayladıkları şeyler… Ancak gizli saklı büyük bir işe de kalkışılmaz, yapacağınız en büyük çılgınlık okuldan kaçıp arkadaşlarınızla masum eğlenceler olmalıdır bence! Ancak eğer ailenin ebeveynleri iseniz… Bence her şey yansıtılmamalıdır, iki kişi eğer arasında çözebiliyorsa, yansıtılmamalıdır. Evet aile içinde ortak kararlar alınmalı ancak bir sıkıntı çıktığında, hele de okul çağında bir çocuk var ise; bu yansıtılmalı mı?

Ben buna karşıyım, çünkü bazen yaşıyorum bu durumu. İş yerinde bir problem yaşadığında bunu kapının ardında bırakmayı öğrenmeli ebeveynler. Kardeşleriyle bir problem yaşadıklarında bunu çözüm odaklı olarak düşünüp işin sonunda size gelmemeliler. Biriyle sorun yaşadığında o an orada çözemeyecek kadar içine kapanık biri dahi olsanız getirmeyin aile içine… Çünkü bir kalp öylesine kolay kırılır ki. Ve bazen bir yanlış, insanın canını yalnızca sevdiği kişilerden geldiğinde yakar. Biri sizin için doğru olmayan bir şey yaptığında yalnızca bunu yapan insana verdiğiniz değer ve sevgi kadar incinirsiniz. Ve aile, kabul edilip edilmesin önemsiz, en değerli yuvadır…

Hayatınızın bir dönemi aile içinde çocuk olursunuz. Ancak bir dönem gelir geçer ve artık bir aile içinde ebeveyn sizler olursunuz. Bazen bunun farkındalığı olmuyor insanlarda… Ben bu ailedeyim, işte annem ve babam diyen bir çocuğun günün birinde şöyle diyebileceğini düşünmüyorsunuz; ”Ben bu ailedeyim, işte çocuklarım ve ben de anneleriyim/babalarıyım.”. İşte tam da bu yüzden bir örnek teşkil eden ebeveynler bunun farkındalığını kapmalılar. Ve bunun için etrafta konferanslar, seanslar, kuruluşlar gibi birçok örnek var… Ancak böyle bir durum; yine, yalnızca günün sonunda; yatağa girdiğinde düşünceleriyle baş başa kalınan bir insanın o an çözmesi gereken bir problemdir. Hiçbir doktor, bir hastasını iyileştirdiğini söyleyemez. Çünkü her şey burada biter, tam kafanın içinde.

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
6 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.