fbpx

Aile ne demek?

Aile kan bağı değildir kesinlikle. İnsanın kanından önce canı vardır. Yani can bağı kan bağından önce gelir. Hepimiz büyüdüğümüz evdeki topluluğa aile diyoruz. Evet, yanlış da değil. Ancak bir husus var atladığımız. Herkes kan bağıyla akrabadır, ailedir. Aslolan kan bağını can bağına dönüştürebilmekte. Bir anne, bir baba çocuğuyla arkadaş gibi konuşabiliyorsa birbirleri arasındaki güven bağı sapasağlamsa işte o zaman aile olunur. O aile evlatlarının yaptıkları hataları sürekli onların yüzüne vuruyorsa o aile zaten aile olamamıştır. Bu yüzden de gençler ailelerinden uzaklaşırlar. En yakınındakiler en uzağındakiler olmuştur.

Günümüzde anne babasından her şeyini saklayan o kadar çok genç var ki… Çoğu aile, evlatlarının bu durumunu anlamak istemiyor, sormuyor bile çocuğuna ne olduğunu. Bir genç ailesinden bir şeyler saklıyorsa bilin ki hayatına mal olacak şeyler için saklıyordur. Hayallerini korumak için yapıyordur. “Hayal et ki gerçek olsun.” diye bir söz var. Böyle bir ailede büyüyen bir gencin tutunabildiği tek şey hayalleridir. Bu yüzden hayal eder ve gerçek olmasını bekler.

Gelelim bu gençlerin kararlarının aile üzerindeki etkisine. Benim şahit olduğum kadarıyla gençlerin kararlarına saygı duymayı geçtim, dinlemiyorlar bile. Sırasıyla başlıyor okul tercihleri, meslek seçimi, hangi üniversiteye gideceği… Derken sadece anne babanın karar verdiği bir hayat oluyor. O gencin kaderini aile seçiyor, belirliyor. Silik bir insan silüeti… Kendi tercihlerini yapamayan beceriksiz bir genç, kim ister ki onunla olmayı? Bir gencin tek istediği şudur ailesinden: Kendisine saygı duyulması.

Bu durumun sonucu ne olacak? Ben biliyorum. Yeni bir genç doğacak. Evet, doğacak. Tek başına da olsa ayakta kalmayı öğrenen bir genç doğacak ve hızlı bir şekilde büyüyecek. Ailesini yok sayacak, benim hayatım deyip istediği şeyi yapacak, kısacası o asi ruhlu genç olacak. Eski hâlinden eser kalmayacak. Ve bunun baş sorumlusu AİLESİ olacak ne yazık ki!

Ben de bir genç olarak yaşadıklarımdan ders çıkarabilecek miyim? Şu an bilmiyorum ama hayat bana ne kadar zorluk verirse ben de o kadar azimli olacağım. Kendime her yeni sayfa açmaya kalktığımda daha da üstüme gelecek hayat biliyorum. Ama vazgeçmeyeceğim. Ben de her şeye rağmen o beyaz sayfaları açmaya gayret edeceğim. Yeni başlangıçlar bir yerlere ulaştıracak beni. Sona geldiğimde yenisini açacağım. Ama şunu da unutmadan yapacağım bunu: “Her şeyin başlangıcı aslında bir sondur. Geleceğin, geçmişin; eskinin, yeninin. Sonlarımız ne kadar iyi olursa yeni başlangıçlar da o kadar sağlam olur.”

Sevgiyle kalın…

Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.