İlginizi Çekebilir
Screenshot_2020-07-06-18-08-53
  1. Ana Sayfa
  2. Edebiyat
  3. Agatha Christe

Agatha Christe

yaşadıklarımızdır başarılarımıza yön veren

Mutlaka Okumanız Gereken 5 Agatha Christie Kitabı _ PigmeLaf

Bazı insanlar vardır okuduğu kitabın akıcılığında kaybolmak ister. Bazılarıysa bitmesini istemez ve ayrıntılara kapılıp sürdürür okumasını.

Akıcı olmayan kitapların ahengi kimi zaman yorar okurları. Bu yüzden de okurlar genellikle polisiye tarzda yazılmış romanları okumaktan zevk duyar.

Polisiye tarz roman denilince akla hiç şüphesiz ki Agatha Christe gelir. Romanları öylesine sürükleyicidir ki okurlar romanlarını okumayı bir yana bırakıp hayatını ve böylesi güzel ve sürükleyici romanları nasıl yazdığını ve dahası böyle güzel eser verebilen bir yazarın hayatının nasıl olduğunu merak etmeden duramıyor. Böyle düşüncelerin esiri olanlar için güzel bir yazı düzenledim. Ve işte:

Agatha Christe başarılı bir polisiye yazarı. Fakat onun bu denli başarılı olmasının altında yatan sebebin yaşadıklarına bağlı olduğunu düşünüyorum.

Bir insan bir eser ortaya koyacağında yaşadıkları onu yönlendirir. İşte Agatha Christe de öyle. Şimdi onu biraz tanıyalım.

1890 yılında İngiltere’de doğan yazarımız küçük yaşlardayken öyküler yazmaya başlamıştır. Çok başarılı olmasa da yazmaktan hiç vazgeçmemiştir. 16 yaşındayken şan ve piyano dersi alması için ailesi tarafından Paris’e gönderilmiş. Fakat Agatha Christe’nin piyano ve şanla yıldızı barışmamıştır. Kısa bir süre sonra eve geri dönmüştür.

Yalnız bir çocukluk geçirmiştir. Sebebiyse evde eğitim görmüş olmasıdır.

Biliyor musunuz? Çocukluğunu yalnız geçirenlerin hayata bakışı daha farklı olur. Düşünce yapıları olgunlaşır. Kendileriyle daha fazla zaman geçirdiklerinden belki de kendilerini kendilerinden çok sevenin olmayacağına inanıp hayata daha çok kuşkuyla yaklaşırlar. 24 yaşında iken bir doktor olan Archibald Christie ile evleniyor ve Fransa’ya gidiyorlar. İlk kızı olan Rosalindi’yi doğuruyor. Annelikle uğraşırken kitabı üzerine fazla duramıyor ve umudu keserek bir tarafa atıyor. Evliliğinin ardından 12 yıl geçtikten sonra yani 1926 yılında Agatha Christe 11 gün boyunca ortadan kayboluyor. Kimse ulaşamıyor ve bir gün ansızın ortaya çıkıyor.Bazılarına göre Agatha bir araba kazası yapıp geçici hafıza kaybı yaşadı. Bazılarına göreyse de yazar kocasının sevgilisini öldürmek için böyle bir plan yapmış.

Neden böyle düşünenlerin olduğunu merak ediyorsunuzdur. Sebebiyse 1926 yılında yani ortadan kaybolmadan hemen önce kocasının kendisinden daha genç bir kadına aşık olduğunu öğrenmesidir.

Öğrenmesinin ardından boşanıyorlar ve Agatha Christe 1928 yılında arkeolog olan Max Mallowen ile evleniyor.Bu durum  yazarlığına da yansıyor. Kocası arkeolog olduğu için birçok farklı ülkeye seyahat fırsatı yakalıyor. Agatha da eserlerinde birçok ülkeden bahsediyor.

Ünlü yazarlar doğuştan ünlü olarak doğmazlar. Onların ünlü olmasındaki etken yaşamlarında yaşadıkları olayın altında yatmaktadır. Bunu fark edebilenlerse Agatha Christe gibi kalıcılığa ulaşabilenlerdir.

Yorum Yap

Yorum Yap

Yorumlar (2)

  1. foxmulder
    2 hafta önce

    Öykülerine hayran olduğum bu değerli isme, yazınızda yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.