Bazı insanlar vardır okuduğu kitabın akıcılığında kaybolmak ister. Bazılarıysa bitmesini istemez ve ayrıntılara kapılıp sürdürür okumasını.

Akıcı olmayan kitapların ahengi kimi zaman yorar okurları. Bu yüzden de okurlar genellikle polisiye tarzda yazılmış romanları okumaktan zevk duyar.

Polisiye tarz roman denilince akla hiç şüphesiz ki Agatha Christe gelir. Romanları öylesine sürükleyicidir ki okurlar romanlarını okumayı bir yana bırakıp hayatını ve böylesi güzel ve sürükleyici romanları nasıl yazdığını ve dahası böyle güzel eser verebilen bir yazarın hayatının nasıl olduğunu merak etmeden duramıyor. Böyle düşüncelerin esiri olanlar için güzel bir yazı düzenledim. Ve işte:

Agatha Christe başarılı bir polisiye yazarı. Fakat onun bu denli başarılı olmasının altında yatan sebebin yaşadıklarına bağlı olduğunu düşünüyorum.

Bir insan bir eser ortaya koyacağında yaşadıkları onu yönlendirir. İşte Agatha Christe de öyle. Şimdi onu biraz tanıyalım.

1890 yılında İngiltere’de doğan yazarımız küçük yaşlardayken öyküler yazmaya başlamıştır. Çok başarılı olmasa da yazmaktan hiç vazgeçmemiştir. 16 yaşındayken şan ve piyano dersi alması için ailesi tarafından Paris’e gönderilmiş. Fakat Agatha Christe’nin piyano ve şanla yıldızı barışmamıştır. Kısa bir süre sonra eve geri dönmüştür.

Yalnız bir çocukluk geçirmiştir. Sebebiyse evde eğitim görmüş olmasıdır.

Biliyor musunuz? Çocukluğunu yalnız geçirenlerin hayata bakışı daha farklı olur. Düşünce yapıları olgunlaşır. Kendileriyle daha fazla zaman geçirdiklerinden belki de kendilerini kendilerinden çok sevenin olmayacağına inanıp hayata daha çok kuşkuyla yaklaşırlar. 24 yaşında iken bir doktor olan Archibald Christie ile evleniyor ve Fransa’ya gidiyorlar. İlk kızı olan Rosalindi’yi doğuruyor. Annelikle uğraşırken kitabı üzerine fazla duramıyor ve umudu keserek bir tarafa atıyor. Evliliğinin ardından 12 yıl geçtikten sonra yani 1926 yılında Agatha Christe 11 gün boyunca ortadan kayboluyor. Kimse ulaşamıyor ve bir gün ansızın ortaya çıkıyor.Bazılarına göre Agatha bir araba kazası yapıp geçici hafıza kaybı yaşadı. Bazılarına göreyse de yazar kocasının sevgilisini öldürmek için böyle bir plan yapmış.

Neden böyle düşünenlerin olduğunu merak ediyorsunuzdur. Sebebiyse 1926 yılında yani ortadan kaybolmadan hemen önce kocasının kendisinden daha genç bir kadına aşık olduğunu öğrenmesidir.

Öğrenmesinin ardından boşanıyorlar ve Agatha Christe 1928 yılında arkeolog olan Max Mallowen ile evleniyor.Bu durum  yazarlığına da yansıyor. Kocası arkeolog olduğu için birçok farklı ülkeye seyahat fırsatı yakalıyor. Agatha da eserlerinde birçok ülkeden bahsediyor.

Ünlü yazarlar doğuştan ünlü olarak doğmazlar. Onların ünlü olmasındaki etken yaşamlarında yaşadıkları olayın altında yatmaktadır. Bunu fark edebilenlerse Agatha Christe gibi kalıcılığa ulaşabilenlerdir.

Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Agatha Christe
  • 3 Ağustos 2020

    Öykülerine hayran olduğum bu değerli isme, yazınızda yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

”Ying Yang hangi anlamlara gelmekte?” öğretisi üzerinden yola çıkarak pek çok film ve kitap kurguları ile konuyu çeşitli şekillerde ele aldılar. Genel olarak, kabaca anlatmak gerekirse Ying ve Yang evrenin, doğanın ve yaşamın işleyişine açıklama getiren bir öğretidir. Perspektifinizi değiştirebilmek için şöyle bir örnek verebiliriz. Aşık olduğunuz kişiyle evlenmeniz sizin için iyi bir olayın başlangıcı […]
Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.