fbpx

Gündüze yetişemiyorduk, gece ise bizim için fazla kısaydı, böyle olduğunda ne hissettiğimizin önemi yok gibiydi. Göz kırpıncaya kadar bitiyordu. Becerdiğimiz tek şeyin ise kendi düşüncelerimizi kurşunlayıp acı çektirmek olduğunun farkına varmaktı. Kundaklanacak o kadar çok kurtlu düşünce vardı ki yetişmek mümkün değildi. O kadar cesaretimiz kalmamıştı ve kaçak olan düşüncelerin en ağır basanı sanırım yaşamının arasına ölümün sıvıştığı zaman, yaşamaya nasıl devam edeceğin hakkında düşünmendi. Daha ciddi bir şey var mıydı ki?

Ölümün ilk önce düşüncelerinden başladığını hissetmek ve artık ciddi başka bir şey düşünemediğin için olağan tepki, bir hiçti. Belki de her şeye karşı hırçın olmak yanlıştı…

Delirecektik ya da unutacaktık.

Bu seçimi bizim yapacağımızı düşünmek biraz tuhaf olurdu. Zamanla göğü griye boyuyorduk.

Göğsümüzü gere gere kafamızı sallaya sallaya gezdik. Kimsenin bundan haberi olmadı. İçten içe deliriyorduk.

Girdiğimiz ortamlarda edilen sohbetlerin sadece geceyi ve gündüzü daha çekilir bir hale getirmek ve zamanı doldurmak için yapılır olması sahteydi ve boştu ama gerekliydi, zamanla işi olmayanlar için sıkıcıydı ama oyunu bitirmek için beklememiz gerekiyordu.
Biraz içtik ve zaman algımızla oynadık, eğip büktük, bir şeye benzemedi ama olsun gülüp altımıza ettik, zaten yetişeceğimiz bir yer de yoktu. Bekliyorduk.
Sadece daha fazla ilgimizi çekecek şeylerle yaşamı tüketmeye çalışıyorduk. Yoksa daha çekilir bir yanı yoktu hayatın ve insanların.

Düşünceler aynı doğrultuda ilerleyemedi. Nasıl yaşanacağı hakkında kimse hemfikir değildi zaten. Çoğu zaman; böyle yaşamalısın dostum! Keyfine bak,
yok be oğlum öyle hayat mı geçer!

Acımdan geberiyorum, sizin söylediklerinize dönüp bir bakın!
Ya da gerçekten aptallıktan doğan sözler olduğunu söylemek yersiz olmazdı, aynı zaman da yaptıklarımız için de geçerli.
Bu her şeyi mahvettiğimiz bir tablo olabilir ya da mahvedeceğimizin. Ne halt yiyeceğiz şimdi!

NASA’nın uzay aracı kaldıracağını duyunca hemen kıçımızı kaldırıp gizlice, üsse girmek için iyi bir plan yaptık. Güvenliği alt edip tüm sistemi ele geçirdik. Zehir gibiydik hepimiz, dünyada yaşayamayacak kadar da aptaldık. Varoluşumuz sancılıydı. Bir yola çıkmıştık, bindik araca, başlarda uzay aracını kaçırmak mükemmel bir fikir gibi gelmişti. Çılgıncaydı…
Rahat durur muyuz? Tabii ki hayır. Uzaya çıktıktan sonra bir yıldızın üstüne atladık, ne yapalım, deh dül dül dehhh!
Lan bu yıldız nereye kayıyor? Geçidi kaçırmayalım ha!
Hayatlarımızın bir sıkımlık canı vardı avuçlarımızın arasında, biz de b…ku çıkıncaya kadar sıktık.
İşte ne geçmişten mutluluk duyabildik ne de gelecekte güzel şeyler olacağına inanabildik. Biz buradaydık ve şimdiye sıkışmıştık, şimdi ise berbattı. Başkalarına göre ise memnuniyetsiz g…t heriflerdik.

Bir anda yıldızlar kayboluyordu gökyüzünden ve korkuyordum, çünkü yaşam ızdırabı uzatıyordu, bense içten içe gülüyordum.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]