fbpx

Ve bir gün gelir, hayatın güzel tarafından kötü tarafını izlemeye mecbur bırakılırsın. Ne kadar olumlu ve pozitif düşünsen de, içindeki negatifliği yok sayamazsın. Gerçekçilik seni hayal dünyandan acı bir şekilde koparır. Ne kadar uzaklaşmak istesen de, yok saysan da kötü şeyleri, düzeltmeye de çalışsan, boşadır. Araya bir kere soğuk bir mesafe girmiştir.

Uzun süre düşündüm. Birbirimizi anlamadığımızdan geliyor bu soğukluk. Ayrı çağların insanı olduğumuzdan değil, ayrı acıların insanı olduğumuzdan bu mesafe. Anlamıyoruz birbirimizi. Ama şöyle bir gerçek var, ben seni hep anlamak istedim, sense bir kez koyamadın kendini benim yerime. Bunu fark edince işte durmak istedim, kendi acılarımın üstüne senin acılarını da yükleyemedim. Hep gülerdim, hep dalgaya alırdım acılarımı zaten, bilirdim geçici olduklarını. Ama fark ettim ki bu üzerime yapışıp kaldı. Üzüldüğüm zaman, yalnız kalmak istediğimde, tek başıma baş edemediğim anda dahi hiç kimse gerçekten canımın acıdığını göremedi, inanmadı. Ben de içimde yalan olan o güçsüzlüğü kabullenmek zorunda kaldım. Sustum, sustukça doldum. O yüzden demiştim zaten kardeşime “Güçlü olmak zorunda değilsin.” diye. Doldum, doldukça soğudum. İşte, o yüzden aramızda bu kadar mesafe var şimdi. Soğudum, soğudukça sıkıldım. Her şeyden ve herkesten. O yüzden inanmıyorum artık hiçbir duyguya.

Beni anlattığım kadar tanıyorsun. Anlattığım kadar. Derinime hiç inmedin ki. Çabalasaydın belki, beraber yıkardık duvarlarımı; belki pencere yapar önüne çiçek koyardık. Ama çabalamadın; bırak duvar yıkmayı, kapısını bile çalmadın. Ben de sana gösterdiğim çabayı bıraktım, karşılıksız olduğu için değil; ne kadar çabalarsam çabalayayım fayda etmeyeceği için. Bunu fark ettiğimde biraz geç olmuştu, çünkü birbirimize çok alışmıştık. Sevgi değildi işte, alışkanlıktı. Bunu anlayınca o duvarlarım daha da yükseldi işte, neden seviyor gibi yapmaya alışmıştık? Gerçekten sevemiyor muyduk? Alışkanlıklar da terk edilirdi bir gün, terk edilmeye layık mıydık? Terk etmek yakışıyor mıydı bize?

Dürüst olmak zor değildi ki. Dürüst olsaydık birbirimize, kaçmasaydık sorulardan, belki daha erken toparlanırdık. Mutlu olduğumuz anların çokluğu kadar, mutlu olabileceğimiz anların acısını da yaşıyorum şimdi. Suçlu değiliz ama suçsuz da değiliz. İkimiz de bir şeylerin bedelini ödeyeceğiz. Artık sıkıldığımız zaman boş yapamayacağız mesela ya da komik bir olay geçtiğinde başımızdan ilk iş birbirimizi arayıp güldüremeyeceğiz. Gülüşlerimizin ortak olmadığı gibi gözyaşlarımız da ortak olmayacak artık. Gerçi zaten ne zaman gözyaşlarıma ortak oldun ki, bu acıtmaz canımı.

Şu gerçeği de atlamak istemiyorum ama. Aynı acıları yaşasak da zaten aynı acıyı hissetmezmişiz hiçbir zaman. Farklı pencerelerden bakıyormuşuz çünkü. Demiştim sana; gel benimkine, her yer bahar bahçe diye.

Kendi pencerene çiçekler ekip başkasınınkini soldurmaman dileğiyle…

Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]