İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Ölümsüzlük ve Devamlı Mutluluk

Ölümsüzlük ve Devamlı Mutluluk

ölümsüzlük

İnsanoğlu olarak yüzyıllardır birçok sorunla mücadele ediyordu. Bu sorunlar başlıca kıtlık, salgın hastalıklar ve sonu gelmez savaşlardı. Avrupa’daki veba salgını, dünya üzerinde aynı anda farklı yerlerde yaşanan savaşlar ve 16-17. yüzyılda dahi açlıktan dolayı hayatını kaybeden milyonlarca insan. Ancak artık günümüzde  ne milyonlarca insan öldüren salgın hastalıklar ne savaşlar ne de kıtlık kalmadı. Artık dünya için felaket olabilecek diye nitelendirilen salgın hastalıkların, birkaç bin insanı öldüremeden Dünya Sağlık Örgütü tarafından yok olduğu açıklanıyor. Artık kıtlık nedeniyle ölen insan sayısı, obeziteden ölen insan sayısından 3 kat daha az. Ve artık günümüz dünyası büyük savaşlara şahit olmuyor. Peki insanoğlu artık ne için mücadele edecek ?

               Bizim fikrimize göre insanoğlunun kendine amaç olarak edinebileceği birkaç konu var. Bunlar başlıca “ölümsüzlük” ve “devamlı mutluluğa ulaşma” olacaktır. Bu iki amacı değerlendirelim.

               Ölümsüzlük insanoğlu için aslında son 1-2 yüzyılda gündeme gelmiştir. Daha öncesinden insanoğlu ölümü mutlak bir değer olarak görüyordu. Tabii ki bunda İslamiyet, Hristiyanlık gibi genel egemen dinlerin ölüm sonrası hayatı yüceleştirmesi büyük rol oynadı. Ancak bilim insanları artık ölümü teknik bir sorun olarak görüyor. Yani ecelimiz geldiği için değil, artık kalbimizin daha fazla kan pompalayamadığı veya damarlarımızın kan taşıyamaz hale geldiği gibi teknik sorunlar nedeniyle insanın öldüğü düşünüyorlar. Ölümsüzlüğü de bu teknik sorunlar aşılmasıyla birlikte elde edilebileceği düşünülüyor. Günümüzde yapay organların, damarların ve uzuvların üretilmesini göz önüne de alırsak ölümsüzlük pek tabii mümkün görünüyor. Ancak sorun şurada başlıyor; Ölümsüzlük sosyal hayatımızı nasıl etkileyecek ? İnsanlar sonsuza kadar yaşayacaklarını düşündüklerinde milli değerlerine, ailevi değerlerine aynı şekilde kendilerini adamaya devam edecekler mi ? Ayrıca günlük hayatımızda aldığımız tüm riskleri bir gün hayatımızı kaybedeceğimizi düşünerek alıyoruz. Ölümsüzken bu riskleri alabilir miyiz ? Ölümsüzlük yerine ortalama insan ömrünün 150 yıla çıkarılması gibi bir mütevazı hedefi elde ettiğimizi düşünelim. Ortalama olarak 30 yaşında evlendiğinizde, evliliğinizi 120 sene sürdürebilir misiniz? Patronunuza 120-130 yıl tahammül edebilir misiniz? Veya terfi almak için bu süre boyunca patronunuzun emekli olmasını bekleyebilir misiniz? Tabii bu konuda her soru yeni bir sorunun doğmasına sebep oluyor. Ancak emin olduğumuz şey şu ki insanlık bırakın ölümsüzlüğü, ömrünün uzamasına bile hazır değil.               

Devamlı mutluluğa ulaşmayı ele alalım. Devletler bir iki yüzyıldır sağlık, eğitim ve sosyal refaha mükemmel derecede yatırım yapıyorlar. Ancak aslında bu yatırımlar, insanların mutluluğunu arttırmak adına değil o ulusu güçlendirmek için yapılıyor. Yani şu anda devletlerin birinci önceliği kesinlikle vatandaşların mutluluğu değil. Aslında mutluluk dediğimiz kavram arzularımız ile alakalı. Arzularımızın tatmin edilmesi bizi mutlu ediyor, ama aynı zamanda arzularımız her tatmin olduğunda daha da yüksek arzularımız ortaya çıkıyor ve mutluluğumuz sona eriyor. İnsanoğlu arzularını kontrol edebilmeyi öğrenebilir mi dersiniz? Açıkçası günümüzde insanlık arzularını kontrol etmekten oldukça uzaklaşıyor ve doyumsuz hale geliyor. Biyoloji bilimi ise bu konuyu çok farklı bir biçimde ele alıyor. Biyolojiye göre insanlar günlük hayatta elde ettiği başarı ve ödüllerle mutlu olmuyor, insanların mutlu olmasını sağlayan hormonları. Yani hormonlarımız kadar mutluyuz. Bilim, günümüzde başarı merdivenlerini çok hızlı çıkmaya başladı, belki bir gün hormonlarımızı tam anlamıyla kontrol edebilir hale gelirsek belki de sonsuz mutluluğa ulaşabiliriz. Ancak günümüzde bunlar tamamıyla varsayımdan ibaret.

Yorum Yap

Yorum Yap